WindEurope: “Türk pazarındaki ilerleme; Türkiye, Avrupa ve ötesine fayda sağlar”

Editör
Editör
Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam...
11 Min. Okuma

Rüzgar enerjisi sektörünü etkileyen önemli krizler, Avrupa’nın temiz enerjiye geçiş hedeflerini sarsmak yerine daha da güçlendiriyor. Şu anda Avrupa genelinde 285 GW kurulu rüzgar enerjisi kapasitesine sahip sektör, 370.000 kişiye istihdam sunarken, bölgeye her yıl 54 milyar euro katkı sağlıyor. 2025 yılı türbin siparişlerinde geçen yıla oranla %19 artışla 11,3 GW’a ulaşan Avrupa, yavaş ilerleyen izinler, şebeke sıkıntıları ve yatırımcı çekemeyen ihaleler gibi problemlere yönelik yeni regülasyonlar geliştiriyor. Yeşil Mutabakat’ın devamı niteliğinde olan Temiz Sanayi Mutabakatı’nı 2025 yılında devreye alan Avrupa Komisyonu, 2026 yılında elektrifikasyon eylem planı ve şebeke paketiyle sektörün önünü açmayı hedefliyor. Ayrıca, özellikle offshore yatırımların önünü tıkayan negatif teklif ihale modelinden CfD’ye doğru ilerleyen Avrupa rüzgar enerjisi sektörü, 2030 yılı 450 GW’a hedefine odaklanıyor. İzin süreçlerindeki yeni yasalarla güçlenen Türkiye rüzgar enerjisi sektörü de sanayisi, tedarik zincirindeki rolü ve kurulu gücüyle Avrupa rüzgarını destekliyor. WindEurope Basın ve İletişim Müdürü Christoph Zipf, “Türk pazarındaki ilerleme; Türkiye, Avrupa ve ötesine fayda sağlamaktadır” diyor.

Rüzgar Enerjisi Eylül-Ekim 2026 Sayısı

Avrupa rüzgar enerjisi sektörünün 2025 performansı, sektördeki yeni düzenlemeler, 2026’da devreye girecek regülasyonlar ve rüzgardaki son durum üzerine röportaj gerçekleştirdiğimiz WindEurope Basın ve İletişim Müdürü Christoph Zipf, sorularımızı cevaplıyor.

Rüzgar enerjisinin Avrupa ve küresel ölçekteki son durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Avrupa, 2024 yılında 16,4 GW yeni rüzgar enerjisi kurulumu gerçekleştirdi. Bunun %84’le büyük kısmı karada gerçekleştirilirken, açık denizde 2,6 GW kapasite eklendi. Avrupa şu anda 285 GW kurulu rüzgar enerjisi kapasitesine sahip ve bunun 231 GW’ı 27 AB ülkesinde bulunuyor. Rüzgar enerjisi kurulu gücünde Avrupa’nın 2030 yılına kadar 450 GW’a, AB’nin ise 351 GW’a ulaşması bekleniyor. Ancak AB’nin %42,5 yenilenebilir enerji hedefini karşılamak için 425 GW’a ihtiyacımız var. Rüzgar enerjisi üretimi 2040 yılına kadar neredeyse 4 katına çıkabilir. 

Avrupa’da üretilen rüzgar enerjisi, rekabetçi, temiz ve yenilikçi bir sektör olarak Avrupa’nın enerji güvenliği ve rekabet gücü hedeflerini destekler. AB, rüzgar teknolojisinde küresel liderler arasında yer alırken, Avrupa’da kurulan türbinlerin neredeyse tamamı Avrupalı ​​üreticilerden gelir.

Rüzgar endüstrisinin ekonomik etkisi önemlidir. Sektör, AB’nin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’sına (GSYİH) her yıl 54 milyar euro katkı ve 370.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Rüzgar, Avrupa’nın rekabet gücünü ve enerji güvenliğini güçlendirirken, kurulan her yeni türbin, ekonomiye 16 milyon euro katkı sağlamaktadır.

Rüzgar enerjisi sektörü 2025 yılını nasıl geçiriyor, Avrupa’daki durum nedir? Hem Avrupa hem de küresel ölçekte 2025 yılı sonundaki kurulu güç beklentileri nedir?

Avrupa 2025’in ilk yarısında 6,8 GW yeni rüzgar enerjisi kurulumu gerçekleştirdi. Bunun %89’unu karasal rüzgar santralleri oluştururken AB üyesi 27 ülke 5,3 GW ekledi. Yeni türbin siparişleri geçen yıla oranla %19 artışla 11,3 GW’a ulaştı; ancak AB’nin 2030 rüzgar enerjisi hedeflerinin hala gerisindeyiz. İzin süreçleri yavaş ilerliyor, elektrik şebekeleri hazır değil, elektrifikasyon geride kalıyor. İhaleler doğru şekilde tasarlanmadığı için teklif verenleri çekemiyor. 

Son yıllarda birden fazla offshore rüzgar enerjisi ihalesi teklif verenleri cezbetmeyi başaramadı. Bu ihaleler farklı nedenlerle başarısız oldu; ancak hepsinde ortak bir tema vardı: İhale tasarımı amaca uygun değildi. Danimarka ve Almanya’da, offshore rüzgar enerjisi geliştiricilerinin rüzgar santralleri kurma hakkı için ödeme yapması gerektiği fikri olan “negatif teklif”, yeni yatırımların önünü tıkadı. 

Bu durum şimdi değişiyor: Hükümetin son açıklamaları, giderek daha fazla Avrupa ülkesinin Fark Sözleşmeleri – Contracts for Difference (CfD) yönünde ilerlediğini gösteriyor. Fark Sözleşmeleri (CfD’ler), gelirleri istikrarlı hale getirerek rüzgar enerjisi yatırımlarını desteklemek için kullanılan bir finansal mekanizmadır. Bir CfD’de, hükümet rüzgar santrali tarafından üretilen elektrik için sabit bir fiyatı garanti eder. Piyasa fiyatı bu sabit fiyatın altına düşerse, hükümet farkı öder; piyasa fiyatı bu fiyatın üzerine çıkarsa, geliştirici fazlalığı geri öder. Bu, finansal riski azaltır, finansman maliyetlerini düşürür ve rüzgar projelerini yatırımcılar için daha cazip hale getirir. Birçok Avrupa ülkesinde başarılı ihalelere zemin hazırlayan bu model, offshore rüzgar enerjisinin geliştirilmesini desteklemek için en iyi modeldir. 

Yıl içerisinde sektörün yaşadığı olumlu ve olumsuz gelişmeler, regülasyonlar, beklentiler ve sektörün performansı göz önüne alındığında, 2025 yılını nasıl özetlersiniz?

Geçtiğimiz yıllar benzeri görülmemiş krizlerle doluydu. COVID19, Ukrayna’daki savaş, Avrupa’daki “enerji krizi”, küresel ticaret savaşları. Politika yapıcılar için 2050 yılına kadar karbonsuzlaşma taahhütlerini yeniden gözden geçirmeleri adına pek çok imkan oluştu; ancak durum tam tersi gerçekleşti: Her kriz Avrupa’yı doğru yolda ilerleme konusunda daha kararlı hale getirdi.

Avrupa, tüm bu yeni küresel gerilimler karşısında rüzgar enerjisinin rekabet gücü ve enerji güvenliği için kilit öneme sahip olduğunu iyi anladı. Bu yıl sunulan AB’nin endüstriyel büyüme stratejisi olan yeni Temiz Sanayi Mutabakatı’nın merkezinde yer alan rüzgar, Avrupa ağır sanayisinin enerji fiyatlarını düşürmede merkezi bir rol oynuyor. 

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 2025 Birlik Durumu konuşmasına ve Avrupa Komisyonu’nun 2026 Çalışma Programına “Avrupa’nın bağımsızlık anı” adını verdi. Yerli rüzgar enerjisi tüm beklentileri karşılıyor. Bu, enerji güvenliği ve bağımsızlığı anlamına geliyor. Sadece ekonomi değil, çok daha fazlasını içeren bu mesaj açık: Rüzgar, Avrupa’nın endüstriyel stratejisinin temel bir ayağı.

Avrupa’da rüzgar enerjisinin tam potansiyelini ortaya çıkarmak için aşılması gereken birçok pratik zorluk var; ancak teknolojimize yönelik siyasi destek güçlü.

Yeşil Mutabakat ve Avrupa rüzgar enerjisi tedarik zinciri ele alındığında 2025 yılında yeni kazanımlar elde edildi mi?

Avrupa Komisyonu bu yıl yeni vizyonunu sundu: Temiz Sanayi Mutabakatı. Yeşil Mutabakat’ın devamı niteliğinde olan bu anlaşmada 2050 için karbonsuzlaşma hedefi değişmedi; ancak odak noktası değişti. Artık ekonomik rekabet gücü en önemli öncelik. Avrupa, rekabet gücünü sağlamak için temiz teknolojide lider olmak istiyor. Rüzgar enerjisi de bunun önemli bir parçası.

Avrupa endüstrisinin rekabet gücünü koruyabilmesi için güvenilir ve uygun fiyatlı elektriğe acilen ihtiyacı var. Avrupa Komisyonu, şu anda fosil yakıtlarla çalışan endüstrinin karbonsuzlaştırılmasını yenilenebilir enerji kaynaklarıyla destekleyerek Avrupa ekonomisinin elektrifikasyonunu hızlandırmak istiyor. Bu amaçla, 2026 yılında Elektrifikasyon Eylem Planı ve offshore rüzgar enerjisi için “Üçlü Sözleşmeler” gibi bir dizi yeni politika girişimi önerecekler. Ulusal hükümetler, endüstri ve son kullanıcılar arasında yapılan üçlü sözleşmeler, offshore rüzgar projelerinde riskleri paylaşmak ve endüstriyel alıcılarla elektrik satın alma sözleşmeleri imzalamak için iyi bir yol olabilir.

Orsted, 2 bin kişiyi işten çıkaracağını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump’ın kararları, kısa ve uzun vadede sektörü nasıl etkileyecek, değerlendirebilir misiniz?

Özellikle Biden yönetimi ve Enflasyon Azaltma Yasası çerçevesinde, ABD’nin açık deniz rüzgar enerjisi sektörünün büyümesi konusunda büyük bir iyimserlik var. ABD’deki eyaletler bu projelerin hayata geçirilmesini istiyor. ABD’nin doğu kıyısındaki büyük şehirlere elektrik sağlamak için ek enerjiye ihtiyacı var. Açık deniz rüzgar enerjisi tedarik zincirini kurmak ve özel liman altyapısını inşa etmek için çok fazla kaynak yatırımı yaptılar. Bu, ABD tedarik zincirinde farklı Avrupa şirketleri yer alıyor.

Avrupa, tüm bunlara rağmen üreticilerimiz, tedarikçilerimiz ve geliştiricilerimiz için ana pazar olmaya devam etmektedir. Avrupa, offshore rüzgar enerjisinin genişletilmesi konusunda iddialı hedefler koymuştur. Kuzey Denizi, Avrupa’nın yenilenebilir enerji merkezi haline gelmeye hazırlanmaktadır. Avrupa offshore rüzgar enerjisi sektörünün gelişmeye devam etmesi için ekonomik olarak uygulanabilir projelerin istikrarlı bir şekilde devam etmesini ve doğru iş modelleri oluşturulmasını sağlamalıyız. 

Türkiye, yasalaşan İklim Kanunu ve Süper İzin Yasası ile rüzgar enerjisindeki izin süreçlerini hızlandırmak için önemli bir adım attı. Türkiye’nin kurulu gücü ve sanayisi açısından, Avrupa rüzgar enerjisindeki rolünü değerlendirebilir misiniz?

Türkiye’nin bugün itibarıyla 13,8 GW rüzgar enerjisi kapasitesi var ve hızla ilerliyor. Yeni Süper İzin Yasası, izin süresini 48 aydan 15 aya indiriyor. Onayları Enerji Bakanlığı’nda merkezileştiriyor, 2030 yılına kadar arazi kamulaştırmalarını hızlandırıyor ve 60 günlük orman izni süresini uyguluyor. Çevresel değerlendirmeleri kolaylaştırıyor ve yeni projeler için süreçleri basitleştiriyor. Bu, gelişimi hızlandıracak ve Türkiye’nin Avrupa rüzgar enerjisi sektöründeki rolünü güçlendirecektir.

Türkiye, sadece kurulu kapasitesi nedeniyle değil, aynı zamanda güçlü rüzgar enerjisi tedarik zinciri nedeniyle de Avrupa rüzgar enerjisi sektörü için önemli bir ortaktır. Birçok Avrupalı şirketin Türkiye’de iştirakleri bulunmaktadır. İzmir bölgesi, rüzgar enerjisi şirketlerinin ekosistemi haline gelmiştir. Türk pazarındaki ilerleme; Türkiye, Avrupa ve ötesine fayda sağlamaktadır. 

Rüzgar enerjisi sektörünün 2026 gündeminde neler var?

2026 yılında odak noktası, uygun fiyat, rekabet gücü ve güvenlik olmaya devam edecek. AB’nin, Avrupa’nın elektrik şebekesinin genişletilmesini ve modernizasyonunu hızlandırmayı amaçlayan Şebeke Paketini Kasım ayı içinde yayınlamasını bekliyoruz. Şebeke izinlerini basitleştirecek bu paket çok önemli; çünkü şebekeler günümüzde rüzgar enerjisinin yaygınlaşmasının önündeki başlıca engellerden biri. Üye devletlerin 2026 yılından itibaren paketten kaynaklanan önlemleri uygulaması zorunlu hale gelecek.

Bunun yanı sıra, AB 2026 yılının ilk çeyreğinde bir Elektrifikasyon Eylem Planı önerecek. Avrupa’nın elektrifikasyonu yıllardır durgun bir seyir izleyerek Çin ve ABD’nin gerisinde kaldı. Avrupa’nın yeniden öne geçmesi gerekiyor. Elektrifikasyon Eylem Planı, sanayi, ısıtma ve mobilite alanlarında yenilenebilir enerjiye yönelik ek talep yaratacaktır. 

AB stratejik bağımsızlığını güçlendirecektir. Bu, stratejik temiz teknoloji sektörlerinin kontrolünü elinde tutmak ve uluslararası ithalat bağımlılığını azaltmak anlamına gelir. Ham madde ithalatını çeşitlendirmek, Avrupa’da temiz teknolojiyi güçlendirmek ve Avrupa’nın enerji altyapısının fiziksel ve veri güvenliğini sağlamak için önlemler alınmasını bekliyoruz.

Geçtiğimiz aylarda WindEurope CEO’su Giles Dickson istifa kararını açıklamıştı. Dickson’dan sonraki dönem için öne çıkan isimler var mı?

Giles Dickson, 2025 yılı sonunda WindEurope’dan ayrılacağını açıkladı. WindEurope Yönetim Kurulu, yeni bir CEO bulma sürecini başlattı. Dickson’ın halefi konusunda henüz bir karar alınmadı. 

 

Bu Makaleyi Paylaş
Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.
Yorum yapılmamış
SON SAYI
Rüzgar Enerjisi Dergisi son sayı e-dergi kapağı
Rüzgar Enerjisi
Eylül-Ekim
Yeni sayıyı online okuyun
E-Dergiyi Oku