İçindekiler
DÜRED Başkanı Dr. Murat Durak, 2035 için konan 5 GW’lık denizüstü rüzgâr hedefinde ilk somut adımın 2027’nin ilk çeyreğinde atılmasını beklediklerini söyledi. Piri Reis Üniversitesi’ndeki açılışta konuşmacılar maliyet ve istihdam kadar denizdeki egemenliği de konuştu.
Tuzla’daki Piri Reis Üniversitesi’nde 13 Ekim sabahı başlayan Offshore Wind Türkiye 2026’nın açılış oturumu, teknik bir aksaklık nedeniyle gecikmeli başladı. Salonda sektör temsilcilerinin yanı sıra organizasyonda gönüllü olarak görev alan öğrenciler de vardı. Konferansı Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Derneği (DÜRED) ile TOWEA birlikte düzenliyor. Etkinlik bu yıl ikinci kez yapılıyor.
İlk YEKA adımı 2027’nin ilk çeyreğinde bekleniyor
Kürsüye ilk çıkan DÜRED Başkanı Dr. Murat Durak, takvimle başladı. Türkiye’nin denizüstü rüzgârda 2035 için koyduğu hedef 5 GW. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bunun için Saros, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit’te dört YEKA alanı belirlemişti. Durak’ın beklentisi, bu alanlardan birinin seçilmesi ve ilk adımın 2027’nin ilk çeyreğinde atılması: “İnşallah 2027’nin ilk çeyreğinde birinci adım atılacak.” Durak’a göre bu konferans, o tarihten önce sektörü bir araya getiren ilk büyük buluşma.

“Türbinleri karakol gibi görmek lazım”
Konuşmanın en çok tartışılacak kısmı enerjiyle değil, deniz sınırlarıyla ilgiliydi. Durak, emekli bir komutanın benzetmesini aktardı: “Bu deniz üstü rüzgâr türbinlerini aslında karakol gibi görmek lazım.” Kastettiği silah ya da askerî varlık değil, sahiplenme. Kıyıdaki karakol bulunduğu toprağı nasıl işaretliyorsa, açık denizdeki bir türbin de Durak’ın deyişiyle “o denizlerin bize ait olduğunu” gösteriyor. Örnek olarak İngiltere’yi verdi. İngiltere deniz santrallerini kıyıdan 100 kilometreyi aşan mesafelerde kuruyor ve Durak’a göre ülkenin denizdeki fiilî sınırı artık oradan başlıyor. Ege’deki hassasiyetlere de değinen Durak, cümleyi şöyle kurdu: “Ege Denizi’ni turizm denizi, balık denizi ve artık enerji denizine çevirmek gerekiyor.”
İstihdamda on kat fark, maliyette başa baş
Rakamlar kısmı daha az iddialı, daha somuttu. Durak’ın verdiği orana göre karada bir türbin 0,1 kişiye iş sağlarken denizde bu sayı bire çıkıyor. Arada on kat fark var. Durak bu farkı işe tersane, liman ve deniz hizmetlerinin girmesine bağladı.
Ardından denizüstü rüzgâra yöneltilen en yaygın itiraza, yani pahalı olduğu eleştirisine geçti. İlk yatırım gerçekten yüksek, karadakinin yaklaşık iki katı. Ancak kapasite faktörü karada yüzde 30 civarındayken denizde yüzde 45-50’yi bulabiliyor. Bu yüzden ömür boyu maliyete, yani seviyelendirilmiş elektrik maliyetine (LCOE) bakıldığında iki teknoloji son yıllarda başa baş geliyor. Yatırımcıyla konuşan biri için bu argüman, karakol benzetmesinden daha ikna edici olabilir.
Durak sözünü Türkiye’nin karadaki geçmişine bağlayarak bitirdi. Türk rüzgâr sanayisi çevre ülkelere hem ekipman hem know-how ihraç etti. Durak’a göre aynı deneyim tersanelerle birleşirse denizde de tekrarlanabilir: “Şimdi aynısını denizde yapmamız lazım.”
Rektör Arıca: Enerjiyi akıllı yöneten ülkeler belirleyici olacak
Ev sahibi Piri Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nafiz Arıca konuya daha geniş bir açıdan baktı. “Bu yeni dönemde denizler sadece bir ulaşım hattı olmaktan ziyade enerji üretiminin de stratejik merkezlerinden biri haline geliyor” dedi. Arıca, yapay zekâ üzerine çalışan bir akademisyen. Konuşmasının en dürüst anı da kendi alanını eleştirdiği bölümdü: Yapay zekâ enerji sistemlerini optimize ediyor, ama kendisi de giderek daha fazla enerji tüketiyor. Arıca, sohbet robotlarına her “teşekkür” yazıldığında harcanan su ve elektriği örnek verdi. Üniversitenin iki Ar-Ge önceliği enerji ve yapay zekâ. Arıca konuşmasını şu cümleyle kapattı: “Önümüzdeki yıllarda ülkelerin enerji politikalarının daha fazla enerji üretebilen ülkelerin değil, enerjiyi daha akıllı, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir biçimde yönetebilen ülkelerin şekillendireceğini ifade etmek istiyorum.”

WWEA: Topluluklar dönüşümden fayda sağlamalı
Yurt dışından iki konuşmacı ekrandan bağlandı. Dünya Rüzgâr Enerjisi Derneği (WWEA) Başkanı Dr. Irfan Mirza, Türkiye’nin denizüstü rüzgârda “keşif aşamasından yatırım ve uygulama aşamasına” geçtiğini söyledi ve sektörü tek cümleyle tarif etti: “Sektörlerin sektörü.” Mirza’nın asıl vurgusu, sahneden pek sık duyulmayan bir konuydu: kıyı halkı ve balıkçılar. WWEA’nın geçen yıl yayımladığı topluluk katılımı rehberine atıf yaptı ve bu grupların sürece erkenden dahil edilmesi gerektiğini söyledi. “Topluluklar enerji dönüşümüne yalnızca ev sahipliği yapmamalı, ondan fayda da sağlamalı” dedi.

Yunanistan’da 600 MW’lık proje hacmi
Yunanistan’dan bağlanan ENTEKA Direktörü ve Yunanistan Rüzgâr Enerjisi Birliği (ELETAEN/HWEA) CEO’su Panagiotis Papastamatiou, komşu pazardan rakam verdi. Yunanistan’da özel yatırımcıların geliştirdiği ya da incelediği yaklaşık 600 MW’lık denizüstü proje var. Devlet de olası sahalar için bir taslak plan hazırladı. Papastamatiou’ya göre Akdeniz’in derin sularında yol yüzer sistemlerden geçecek. Bölgesel tedarik zincirinde Türkiye ile iş birliği de bu yüzden önemli. Papastamatiou konuşmasını, bir dahaki sefere türbinleri duvardaki ekranda değil denizde görmek istediğini söyleyerek bitirdi.

Konferansın altın sponsoru Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR). Güney Marmara, İstanbul ve İzmir kalkınma ajansları ile Tuzla Belediyesi de destekçiler arasında. Açılışın ardından katılımcılar fuaye alanındaki stantları ziyaret etti. Oturumlar 14 Ekim’de sürüyor. Asıl merak edilen ise salondan çok Ankara’dan gelecek haber: dört YEKA alanından hangisinin ilk sırada seçileceği.

Kaynaklar
- Offshore Wind Türkiye 2026 açılış oturumu, 13 Ekim 2026, Piri Reis Üniversitesi, Tuzla/İstanbul. Görseller: Offshore Wind Türkiye / Rüzgar Enerjisi Dergisi
Rüzgar EnerjisiRüzgar Enerjisi Dergisi · Ekim 2026 · Özel EkSon sayıyı ücretsiz okuyun →





