İçindekiler
Offshore Wind Türkiye 2026’nın açılış konuşmalarında denizüstü rüzgâr enerjisinin gelişimi; sanayi kapasitesi, denizcilik altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası iş birliği üzerinden ele alındı. Yapay zekânın enerji yönetimindeki kullanımı ve projelerde yerel paydaşların katılımı da gündeme geldi.
İSTANBUL, 13 Ekim 2026 — Denizüstü rüzgâr enerjisi yatırımlarının gelişmesi için enerji sektörü, denizcilik, sanayi ve üniversiteler arasında iş birliği kurulması gerektiği Offshore Wind Türkiye 2026’nın açılış konuşmalarında vurgulandı. Konuşmalarda, Türkiye’nin karasal rüzgâr enerjisinde geliştirdiği üretim ve mühendislik deneyiminin denizüstü projelerle ilişkilendirilmesi ele alındı. Limanlar, tersaneler, lojistik hizmetleri ve yetişmiş insan kaynağı bu sürecin temel bileşenleri arasında gösterildi.
Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Derneği (DÜRED) tarafından 13–14 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Piri Reis Üniversitesinde düzenlenen etkinlik, enerji ve denizcilik sektörleri arasındaki ilişkileri gündeme taşıyor. Açılış konuşmalarında, denizüstü rüzgâr enerjisinin gelişimi için sanayi altyapısının, üniversitelerin araştırma faaliyetlerinin ve mesleki yetkinliklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Bölgesel kalkınma ajanslarının rolü
Paylaşılan etkinlik programında birinci oturum, “Bölgesel Kalkınma Ajansları ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Gelişimindeki Rolü” başlığını taşıyor. Oturumun moderatörü, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) Yenilik ve Teknoloji Başkanı Mevlana Celaleddin Kaplan olarak belirtiliyor.
Konuşmacı listesinde Güney Marmara Kalkınma Ajansı Enerji ve Sanayi Birim Başkanı Dr. H. Kerem Öner, İzmir Kalkınma Ajansı Yatırım Destek Ofis Uzmanı Dr. Sena Gürsoy ve Azerbaycan Yenilenebilir Enerji Ajansı Proje Yönetimi Departmanı Başkanı Jabrail Aliyev yer alıyor.
Denizüstü rüzgâr enerjisi için üretim ve denizcilik altyapısı
Açılıştaki değerlendirmelerde, karasal rüzgâr enerjisi alanında oluşan sanayi birikiminin denizüstü uygulamalar bakımından da değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Türbin bileşenlerinin üretiminden denizcilik hizmetlerine uzanan faaliyetler birlikte ele alındı. Bu çerçevede, denizüstü projeler için enerji üretimiyle bağlantılı imalat, ulaştırma ve hizmet kapasitesinin de dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Açılış değerlendirmelerinde, enerji yatırımlarının gelişimiyle bağlantılı sanayi faaliyetleri birlikte konuşuldu. Türkiye’nin mevcut üretim deneyiminin yeni uygulamalarla buluşturulması, sektörler arasındaki iş birliği ihtiyacı kapsamında ele alındı.
Liman ve tersanelerin rolü, konuşmaların üzerinde durduğu başlıklardan biri oldu. Türkiye’nin rüzgâr enerjisi alanındaki deneyimi ile denizcilik sektörünün teknik yeteneklerinin bir araya getirilmesi gerektiği dile getirildi. Farklı sektörlerden katılımcıların aynı etkinlikte buluşması, bu alanlar arasındaki ilişkilerin ele alınmasına imkân sağlayan bir unsur olarak değerlendirildi.
Açılış konuşmalarında ayrıca denizüstü rüzgâr enerjisinin birden fazla sektörün katkısını gerektirdiği anlatıldı. Gemi inşa, imalat, mühendislik, lojistik ve uzmanlık hizmetleri bu kapsamda sıralandı. Teknolojik donanımın yanında, projelerde görev alabilecek mühendislerin, teknisyenlerin, araştırmacıların ve denizcilik profesyonellerinin yetiştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Üniversitelerde teknoloji geliştirme ve insan kaynağı
Üniversitelerin rolüne ilişkin değerlendirmelerde, enerji dönüşümünün enerji güvenliği, iklim değişikliğiyle mücadele, sanayinin geleceği ve ekonomik rekabet gücüyle ilişkili olduğu ifade edildi. Yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve dijitalleşme birlikte değerlendirildi. Denizüstü rüzgâr teknolojileri ise farklı bilim ve mühendislik alanlarının ortak çalışmasını gerektiren bir konu olarak ele alındı.
Bu kapsamda, üniversitelerin bilgi aktarmanın yanı sıra bilgi üretme ve teknoloji geliştirme sorumluluğu taşıdığı belirtildi. Enerji ve dijitalleşme alanlarının araştırma faaliyetleriyle ilişkisi üzerinde duruldu. Nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ile teknolojinin geliştirilmesi, birbirini tamamlayan üniversite görevleri olarak sunuldu.
Denizcilik, elektrik ve elektronik mühendisliği ile diğer teknik alanlar arasındaki ilişkiler de ele alındı. Denizüstü enerji uygulamalarının tek bir uzmanlık alanıyla sınırlı olmadığı ifade edildi. Araştırma, eğitim ve sektör deneyiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgusu, açılışın insan kaynağı başlığıyla bağlantılı olarak ele alındı.
Yapay zekâ ve enerji yönetimi
Açılışta yapay zekânın enerji üretiminin optimizasyonu, enerji sistemlerinin yönetimi ve kullanım verimliliği bakımından sunduğu olanaklar da değerlendirildi. Bununla birlikte, yapay zekâ uygulamalarının kendi enerji ihtiyacının dikkate alınması gerektiği belirtildi. Konuşmada bu iki yön, sürdürülebilirlik hedefleri ve enerji tüketimi arasındaki ilişki üzerinden ele alındı.
Enerji politikalarına ilişkin değerlendirmede, üretim miktarı kadar enerjinin akıllı, verimli ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesinin de önem taşıdığı ifade edildi. Üniversitelerin araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetleri bu çerçeveyle ilişkilendirildi. Böylece dijital teknolojilerin enerji alanındaki kullanımı, eğitim ve araştırma gündeminin bir parçası olarak sunuldu.
Yerel katılım ve uluslararası deneyim
Konuşmalarda kıyı toplulukları, balıkçılık faaliyetleri ve diğer denizcilik paydaşlarının projelerin erken aşamalarında sürece katılması gerektiği vurgulandı. Yerel toplulukların enerji dönüşümüne ev sahipliği yapmasının yanında, bu süreçten fayda sağlaması gerektiği ifade edildi. Projelerin toplumsal boyutu, teknik ve endüstriyel gereksinimlerle birlikte değerlendirildi.
Uluslararası ve bölgesel iş birliği de açılışın ortak başlıkları arasında yer aldı. Deneyim paylaşımı, tedarik zincirleri, üretim ve teknoloji alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi üzerinde duruldu. Finansman baskıları ve tedarik zinciri sorunlarına değinilen konuşmalarda, istikrarlı politikalar ile uzun vadeli sanayi güveninin projelerin uygulanması açısından taşıdığı önem belirtildi.
Açılışta ortaya konulan çerçeve, denizüstü rüzgâr enerjisinin gelişimini türbin teknolojisi, denizcilik altyapısı, sanayi üretimi, araştırma, eğitim ve yerel katılımın birlikte ele alındığı bir süreç olarak tanımladı. Kamu, sanayi, üniversite ve meslek kuruluşları arasındaki iş birliği, bu başlıkları birbirine bağlayan unsur olarak öne çıktı.
Rüzgar EnerjisiRüzgar Enerjisi Dergisi · Ekim 2026 · Özel EkSon sayıyı ücretsiz okuyun →





